İşten ayrıldığımdan bu yana neredeyse kimseyle doğru dürüst görüşmüyorum. Sürekli bilgisayarın başındayım. Sosyal medyada neler olup bitiyor yakından takip ediyorum. Blog yazılarımı yazıyorum, mailler geliyor onları cevaplıyorum. Manava, bakkala gidişlerimi saymazsak, bazı günler hiç sokağa çıkmadığım bile oluyor. Televizyon açmıyorum hiç gün içinde. Yazıyorum sürekli, sabahtan akşama kadar yazdığım bile oluyor. Yazmak ne kadar rahatlatıcı bir eylemmiş, onu fark ediyorum. Canım sıkılınca ara veriyorum, sanmayın ki gezmeye gidiyorum. Hayır, ara verdiğimde www.rulet-bonuslari.com sitesine girip bonuslarımla rulet çeviriyorum. Bazen kazanıyorum, bazen de kaybediyorum. Aslında bu aralar tek eğlencem bu sanırım. Müzik bile dinlediğim yok. Peki mutlu muyum? Evet mutluyum, yani durumdan rahatsız değilim. İş hayatındaki gereksiz tiplerle muhatap olmaktansa a-sosyal yaşamayı tercih ederim elbette. Arkadaşlarımı soruyorsanız onları da görmeyi canım istemiyor açıkçası. İşten güçten bahsedip sinirimi bozacaklar diye düşünüyorum. Bakalım nereye varacak bu durum?


 

En samimi olduğum komşu benim oturduğum binanın en üst katında oturuyor. Zaten daha önceden de selamlaşıyorduk. Ama havuz muhabbeti başlayınca iyice samimi olduk. O biraz da spor olsun diye sürekli havuza geliyor. Çünkü birkaç ay önce ayağından bir sakatlık geçirmiş ve ameliyat olmuş. Şimdi de ayağını bol bol çalıştırması gerekiyor.

Geçen Pazar çay ve meyve bile getirip ikram etti havuz başına. Hatta gece hganımının pişirdiği yemekten bir tabak aldı getirdi bana. Bir baktım kapıyı tık tık biri çalıyor – açtım ve elinde bir tabak yemekle kapıda bekliyor. Biraz mahçup oldum doğrusu.

Neyse otel müdürü bir arkadaşım var. Denize girmek için oraya gitmeyi niyet ediyordum. Bir Pazar günü ailesiyle beraber onu oraya davet ederim ben de.

Onun dışında samimi olduğum birkaç komşu daha var. Tabii Antalya olunca burada olanların çoğu turizm sektöründe çalışyor.

İnternetin ne kadar büyük bir buluş olduğunu, internetsiz yaşamın ne denli zor olacağını söyler dururum. İnternet olmadan hiçbir işimizi halledemeyiz, elimiz ayağımız kesilir gibi geliyor bana.  Böyle düşünürken sanki eskiden internet mi varmış diyorum kendime. O zamanlar hayat daha mı iyiymiş bilemiyorum. Büyüklerimiz hep söyler durur. Bizim zamanımızda.. diye başlayan cümleler duyarız. Zaman zaman hak verdiğim oluyor ancak yine de internetsiz hayatı düşünemiyorum. Hazıra alıştığımızdan belki ya da zamanın getirdiği yoğunluktan.. İnternetin bize sağladığı kolaylıkları görmemezlikten gelmek olmaz. Artık bankaya gidip saatlerce beklemeye gerek kalmadan bir tık ile işimizi hallediveriyoruz. Alışveriş için de saatlerimizi harcamamız gerekmiyor. Tabi mağaza mağaza dolaşmanın keyfi ayrı ancak eğer buna zamanınız yoksa aradığınız şeyi bulmak işkenceye dönüşebiliyor. İnternetin bugün en önemli artısı bana göre sağladığı iletişim. Dünyanın öbür ucundaki kişilerle bile internet sayesinde kolayca iletişimizi sağlayabiliyoruz. 

Zaman zaman geceleri uzun saatler çalışmam gerekir iş yoğunluğundan dolayı. İş yetiştirmek için birçok kez sabahladığım bile olmuştur. Çoğu kez bu benim zamanımı iyi ayarlayamamdan olur; bazen de tembelliğimden, çünkü son ana kadar işin üzerine ciddi bir şekilde düşmem.

Bir ara bir müşterim vardı. Din konusunda kitap yazıyordu, ve makaleleri yazdıkça birkaç haftada bir bana gönderirdi çevirmem için. En zorlandığım işler de bunlardı, çünkü adam çok fazla eski Türkçe kelime kullanırdı. En fazla da onun işleri ile sabahlamışımdır. Onun dışında bir unutamadığımız teknik iş vardı. Ertesi gün kongre var – toplantıya gideceğiz, ve ben o işi sabahın 4'ünde ancak bitirebildim.

Aslında sabah uykudan sonra çok daha hızlı, çok daha verimli çalışıyorum, ve geceleri bir saatten sonra yavaşlıyorum. Ayarlamayı iyi yapabilsem yoğun dönemlerde dinlenmek için geceleri casino oyunu oynayacağım. Zaten http://bedava-casino-oyun-siteleri.com sayesinde ücretsiz de oynayabiliyorum.